Süleyman Soylu, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan savunma iddialarına sert tepki gösterdi. 26 Nisan 2026 tarihli açıklamasında, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili bazı basın organlarında yer alan yanlış haberler nedeniyle eleştirilere yanıt veren Soylu, bu durumun şahsına yönelik bir iftira kampanyası olduğunu belirtti.
Soylu, açıklamasında, devletin adalet ilkeleri üzerinden söz konusu soruşturmanın sonuna kadar yürütülmesi gerektiğinin altını çizerken, iftiraların sadece şahsını değil, masum bir kızın acısını da çarptığını vurguladı. Ayrıca, bu tartışmaların arka planında düzenli bir koordinasyon olduğu izlenimini vererek, kamuoyunun bu konudaki gelişmeleri dikkatle takip etmesini istedi.
Süleyman Soylu’dan Hakkında Çarpıtanlara Tepki
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yapılan çarpıtıcı yorumlara karşı sert bir açıklama yaptı. Son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan iddialara dikkat çeken Soylu, Tunceli’de kaybolan genç kız Gülistan Doku’nun soruşturmasıyla ilgili olarak kendisinin Valisi Sonel’i savunduğu yönünde haberler olduğunu belirtti. Bu haberlerin asılsız ve yanlış olduğunu vurgulayan Soylu, hakkında yapılanları iftira kampanyası olarak nitelendirdi.
Soylu, özellikle milli gazetecilere seslenerek, müslüman inancı çerçevesinde iftiraların, kardeşin etini yemek kadar tiksindirici olduğunu ifade etti. Bu açıklamasıyla, medyadaki bazı kesimlerin amacını ve niyetini sorguladı, bu durumda devleti ve adaleti savunma gerekliliğini de vurguladı.
Sıkça Sorulan Sorular
Süleyman Soylu, Tuncay Sonel’i neden savundu iddiası neydi?
Birçok basın yayın organında Süleyman Soylu’nun, Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i savunduğu yönünde haberler çıktı. Ancak Soylu, bu haberlerin çarpıtma olduğunu ve toplumda iftira niteliği taşıdığını belirtti.
Gülistan Doku soruşturmasında neler oldu?
Gülistan Doku, Ocak 2020’de Tunceli’de kayboldu. 2026 yılında soruşturma yeniden açılarak kasten öldürme ve cinsel saldırı suçları üzerine derinleştirildi. 13 şüpheli gözaltına alındı ve 12 kişi tutuklandı.
Süleyman Soylu’nun açıklamasında belirttiği ‘devletin dini adalettir’ ifadesi ne anlama geliyor?
Soylu, devletin adalet anlayışını vurgulamak amacıyla bu ifadeyi kullandı. Masum bir bireyin hayatının, iktidarlardan daha önemli olduğunu belirtti.
Süleyman Soylu’nun açıklaması ne zaman yapıldı?
Süleyman Soylu, Tuncay Sonel’i savunduğu iddialarına yanıt olarak 26 Nisan 2026 tarihinde sosyal medya üzerinden bir açıklama yaptı.
Süleyman Soylu’nun Tuncay Sonel Savunması Üzerine Yorumlar
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tuncay Sonel ile ilgili basında yer alan haberleri yanıtlamaya yönelik sert bir açıklama yaptı. Gülistan Doku soruşturmasına dair çıkan iddialar üzerine, Soylu’nun Tuncay Sonel’i savunduğu yönündeki söylemler çokça tartışıldı. Ancak Soylu, bu iddiaların tamamının çarpıtma ve yalan olduğunu ifade ederek, milli gazetecilere seslendi. Meselenin kişisel bir saldırı haline dönüştüğünü belirtirken, basın organlarının haberlerini eleştirerek devlete ve adalete olan inancının altını çizdi.
Açıklamasında “Devletin dini adalettir” diyerek, bu konu üzerinden kendi etrafında oluşturulan olumsuz bir algıya dikkat çekti. Özellikle “masum bir kızımızın acısı üzerinden kin ve öfke kusanlara cevabım nettir” diyerek, kendisini de bu tartışmanın konusu haline getirenleri sert bir üslupla eleştirdi. Soylu, bu tür haberlerin yürütülen soruşturmaları etkilememesi gerektiğini vurgularken, aynı zamanda adaletin sağlanması konusunda kararlılığını da dile getirdi.
Tuncay Sonel İle İlgili Eleştirilere Tepki
Süleyman Soylu, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e yönelik eleştirilerin yanı sıra, şahsına yöneltilen iftiraları da yanıtladı. Kamuoyunun dikkatini çeken Gülistan Doku soruşturmasında, Tuncay Sonel gibi kritik bir ismin de olan tutuklanmaları sonrasında, basının olayın hassasiyetine yakışmayan bir dille yaklaştığını belirtti. Bunun yanı sıra, ifrata varan iddiaların, demokratik bir muhalefet anlayışından çok uzak olduğunu ifade etti.
Soylu, yaptığı açıklamalarda, basın mensuplarına “Milli Gazeteciler” çağrısında bulunarak, bu tür iftiraların Müslümanlık inancına uygun olmadığını vurguladı. Özellikle, kendisine yönelik iftiraların sadece eleştiri değil, bir iftira kampanyası olarak değerlendirildiğini belirtti. Soylu’nun bu tepkileri, Türkiye’nin adalet sistemine olan inanç ve güvenin, kamuoyunu bilgilendirmede nasıl bir yapıya sahip olduğu konusundaki kaygıları da gündeme getirdi.
Devletin Adalet Anlayışı
Süleyman Soylu’nun açıklamalarında dikkat çeken bir başka önemli nokta, devletin esas alması gereken adalet anlayışının vurgusuydu. “Devletin dini adalettir” ifadesi, hem hukum misyonu açısından hem de adaletin sağlanması konusunda ne denli kararlı olduğunu gösteriyordu. Soylu, soruşturmanın her aşamasında özveri ve kararlılıkla ilerlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bu bağlamda, geçmişte meydana gelen herhangi bir ihmalin ve yanlışlığın üstünün örtülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Açıklamalarında, “Bir masumun canı; hepimizden, makamlardan ve mevkilerden daha azizdir” diyerek, olayın ciddiyetine dikkat çekti ve adaletin peşinde koşulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada, soyut bir söylemden ziyade, somut eylem ve sonuçlara odaklandığını gösteren duruşu, kamuoyunu ve medyayı derin bir şekilde etkiledi.
Dikkat Çeken İfade: ‘Öteki Dünyada Hesabınız Ağır Olacaktır’
Soylu’nun ifadelerinde yer alan “Öteki dünyada hesabınız ağır olacaktır” cümlesi, yalnızca bir tehditle değil, aynı zamanda bir sorumluluk duygusunu da barındırıyordu. Adalet arayışının sadece dünyevi değil, ahlaki bir boyutunun da olduğunu vurgulayan Soylu, eleştiri yapılan noktalarda bizzat bulunmadığını ve bu tarafı pek çok boyutunu sorgulaması gerektiğinin de altını çizdi. Böylece, bir nevi eleştirilere yanıt vermekle kalmayarak, kendisinin ve ilgili diğer kişilerin de sorumluluklarının bilinci içerisinde hareket etmesini beklediğini de ifade etmiş oldu.
Bu sözler, özellikle adaletin sağlanması adına yürütülen savaşımda yalnızca bireyleri değil, bir bütün olarak toplumu da etkileyen bir mesaj niteliği taşıyordu. Sosyal medya üzerinden yaptığı bu açıklamalar, sadece kişisel bir savunma olarak değil, toplumsal bir dayanışma çağrısı olarak da değerlendirildi.
Süleyman Soylu’nun Paylaştığı Cevaplar ve Kamuoyuna Bıraktığı Takdir
Soylu, sadece eleştirilere objektif bir yanıt vermekle kalmayıp, aynı zamanda konuya ilişkin meclisteki önergeye dair yanıtlarını ve Emniyet Genel Müdürlüğü aracılığıyla aldığı cevapları da kamuoyuyla paylaştı. Bu tür şeffaf bir yaklaşım, kamuoyunun gözünde bir açıklık ve güven oluşturdu. Yanıtlarında yer alan detayların, yapılan haberlerle bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koyarak, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirdi.
Bunların yanı sıra, Soylu’nun ifadeleri, adaletin sağlanması konusunda devlete dair inancın sadece bir sözden ibaret olmadığını, aynı zamanda eyleme dönüşmesi gerektiğini de gösteriyordu. Bu türden olayların çözümünde, toplumun da katılımının sağlanması gerektiğinin altını çizen Soylu, karar verme sürecinin sadece yetkili mercilere ait olmadığını belirterek, siyasetin üzerine düşen sorumlulukları hatırlatmış oldu.
Yazıyı Paylaş


