Bosna-Hırvatistan mülteci istismarı, sınır yetkilileri ve polis tarafından gerçekleştirilen yasadışı geri itme uygulamalarıyla korkunç bir boyuta ulaşmış durumda. Bosna-Hersek’teki mülteci kamplarında yaşayan Afganistan, Mısır, Fas, Pakistan, Suriye ve Sudan gibi ülkelerden gelen insanlarla dolup taşan Bihac şehri, Avrupa Birliği’ne ulaşmaya çalışan göçmenlerin karşılaştığı şiddet ve istismar hikayelerine sahne oluyor. Bu insan hakları ihlalleri, uluslararası hukukun sığınma taleplerini değerlendirme hakkını hiçe sayarak, mültecileri sıklıkla zorla geri gönderirken, onları ölümle yüz yüze bırakıyor.
Mülteciler, Bosna-Hırvatistan sınırında yaşadıkları saldırılar, soygunlar ve diğer istismarlarla ilgili tanıklıklarını paylaşıyorlar. Örneğin, Faslı Hamid, Hırvat polisi tarafından maruz kaldığı şiddet sonucunda kalıcı bir sakatlık yaşamış durumda. Mültecilerin Türkiye üzerinden gelen tehlikeli yolları aşmaya çalışırken, karşılaştıkları güçlükler ve travmalar, Avrupa’ya ulaşma umutlarını her geçen gün azaltıyor. Hırvatistan polisiyle yaşanan fiziksel saldırılar ve zorla geri gönderilmeler, Bihac sokaklarında zaman geçiren mültecilerin günlük yaşamında sürekli bir tehdit oluşturuyor.
Mültecilerin Avrupa Hayali ve Bosna’daki Zorluklar
Mülteciler, Afganistan, Mısır, Fas, Pakistan, Suriye ve Sudan gibi birçok farklı ülkeden, Avrupa Birliği topraklarına ulaşma umuduyla Bosna-Hersek’in Bihac şehrinde toplanmış durumdalar. Bu mütevazı şehirde, sınır yetkilileri ve polis tarafından maruz kaldıkları istismar nedeniyle büyük bir kaygı ve korku içindeler. Göçmenler, çoğu zaman hedeflerine ulaşma hayalini taşırken, ülkelerin yasaları ve insani haklar tarafından kendilerine tanınan sığınma talebinde bulunma haklarının ihlal edildiğini belirtmektedirler. Hırvatistan, AB’nin bir üyesi olduğu için bu sınırdan geçerek Avrupa’ya ulaşmanın yollarını arayan mültecilerin başına gelen zorlu süreçler, onları geri göndermeye çalışan güvenlik güçleriyle karşılaşmaları ile doludur.
BM ve diğer insan hakları kuruluşları, bu durumu ‘‘yasadışı geri itme’’ olarak nitelendirirken, sınırda bulunan herkesin sığınma talebinde bulunma hakkına sahip olduğu vurgulanmaktadır. Ancak, bu hak garantileri çoğu zaman mülteciler için geçerli olmamakta ve Hırvat yetkilileri tarafından onlara şiddetle geri gönderilmeleri sağlanmaktadır. Bu nedenle, mültecilerin karşılaştıkları tehlikeler ve insanlık dışı muameleler, onları daha da zorlu bir yolculuğa sürüklemektedir.
İşgal ve Şiddet: Mültecilerin Maruz Kaldığı İstismar
Bihac’taki mülteciler, Hırvat sınır bekçileri tarafından sıklıkla şiddet ve istismara maruz kaldıklarını aktarıyorlar. Al Jazeera’ya yansıyan ifadelerde birçok göçmen, Hırvat yetkilileri tarafından fiziksel saldırılara uğradıklarını ve hırsızlığa uğradıklarını belirtmekte. Fas kökenli Hamid gibi birçok insan, Avrupa hayalleri peşinde koşarken, bu tür bir muamele ile karşılaşıyor ve bu da onları ruhsal olarak yıpratıyor. Hamid, Bosnalı polis tarafından dövülerek dizinin kırıldığını ve bu saldırıların kendisine kalıcı hasar bıraktığını dile getirmektedir.
İstismarların başında gelen bu tür durumlar, göçmenlerin güvenlik güçleriyle yaşadığı çatışmanın boyutunu gözler önüne seriyor. Hal böyle iken, mülteciler, sadece fiziksel şiddete değil, aynı zamanda manevi baskı ve zorbalığa da maruz kalmaktalar. Bu durum, birçok göçmenin yaşadığı travmaların derinleşmesine yol açmakta ve sonuç olarak, Avrupa’ya ulaşma umutları daha da azalmakta. Bireyler, aslında sadece hayatta kalmak için mücadele ederken, karşılaştıkları bu tür durumlar, insanlıklarına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Tehlikeli Sınırlar ve Kaybolan Hayatlar
Balkanlarda, Bosna’dan Hırvatistan’a geçmek için yürüyüş yapan mülteciler, tehlikeli bir yolculuk yapmaktalar. Buzlu nehirlerden ve karla kaplı dağlardan geçmek zorunda kalan bu insanlar, çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanan geçiş denemeleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Kayıp göçmenlerin sayısı giderek artıyor. Örneğin, 2025 yılında Batı Balkanlar rotasında en az 22 mültecinin kaybolduğu bildirildi. Ancak bu sayının daha da fazla olduğuna dair düşünceler mevcut. Bunun en büyük sebebi, kayıpların aileleri tarafından yapılması gereken bildirimlerden dolayı tam olarak belirlenememesidir.
Diğer yandan, bazı mülteciler, geçişlerinde karşılaştıkları tehlikeleri anlatırken, boğulma ya da hayati tehlike içinde kalma durumlarıyla sıkça karşılaşıyor. Pakistanlı Abdul, karşılaştığı durumdan sonra, zorla yeniden Bosna’ya geri gönderildiğini aktardı. Hırvat bekçilerin kendisine uyguladığı şiddeti de lanetleyerek, bu durumun birçok göçmen üzerinde yarattığı derin ve olumsuz psikolojik etkileri dile getiriyor. Mültecilerin hayatını tehlikeye atan bu durum, Avrupa’ya ulaşmak adına verdikleri mücadelenin yanındayken, onları daha da çaresiz bir konuma itmektedir.
Yetersiz Kabul Koşulları ve İnsanlık Dışı Yaşam Standartları
Bihac’ta resmi geçici konaklama merkezleri bulunsa da, bu yerlerde kalan göçmenler, yaşam koşullarının yetersizliğinden ve kötü beslenme şartlarından şikayet ediyorlar. Bosna-Hersek, Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olarak kabul edildiğinden, mültecilere sunulan hizmetlerin kalitesi de oldukça düşmekte. Göçmenler fazla kalabalık ve zorlu şartlarla dolu olan bu kabul merkezlerinden ziyade sokaklarda yaşamayı tercih ediyorlar. Bihac’ta yer alan Lipa kampı gibi kamplarda hayat şartları insanların sabrını zorlayacak duruma gelmiştir.
Kamplardaki yaşam, insanların kendi aralarında daha düzenli yaşam alanları oluşturmalarına sebep olurken, aynı zamanda devlet otoriteleriyle de gerginlik yaşanmasına neden olmaktadır. İnsanlar, zorunlu olarak kötü koşullarda kalmak zorunda kalıyor. Bihac’taki parklar ise, mültecilerin sosyalleşmesine ve bir nebze de olsa moral bulmasına yardımcı olmaktadır. Ancak bu durum, kalp kırıklığı ve kaygı dolu bir hayat standartları sunarken, aynı zamanda yaşadıkları insanlık dışı muamele ve geri gönderme tehditlerinden uzaklaşmalarına imkan vermemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bosna-Hırvatistan sınırında mülteciler nasıl bir muamele görüyor?
Mülteciler, Bosna-Hırvatistan sınırında Hırvat yetkilileri tarafından fiziksel şiddet ve yasadışı geri itme gibi ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaştıklarını bildiriyor. Sınır bekçileri, mültecileri zorla Bosna’ya geri gönderirken, birçok göçmene saldırarak eşyalarını alıyorlar.
Mültecilerin Avrupa’ya ulaşma sürecindeki zorluklar nelerdir?
Mülteciler, Avrupa’ya ulaşmak için yürüyerek zorlu doğa koşullarını aşmak zorundalar. Bu süreçte buzlu nehirler, kayalık dağlar ve kötü hava koşulları onları bekliyor. Ayrıca, Hırvat polisiyle karşılaşma riski taşıyarak, birçok kez geri gönderilme ve hatta hayatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar.
Bosna’da bulunan mülteci kamplarındaki yaşam koşulları nasıldır?
Bosna’daki geçici mülteci kampları genellikle kötü koşullar sunmaktadır. Mülteciler, yetersiz yiyecek, kalabalık alanlar ve kötü hijyen koşullarıyla başa çıkmak zorunda kalıyor. Birçok kişi bu şartlardan kaçarak sokaklarda yaşamaya tercih ediyor.
Bosna halkı mültecilere nasıl yaklaşmaktadır?
Başlangıçta Bosna halkı misafirperverlik göstermiş olsa da, zamanla bu durum değişmiştir. Ancak birçok mülteci, Bosna insanlarının genel olarak nazik olduğunu ve zor durumda kalanlara yardım ettiğini belirtiyor. Bu yardım, giyim ve yiyecek şeklinde olabiliyor.
Editörün Önerisi
Bosna-Hırvatistan sınırındaki mülteci istismarı, Avrupa’yı hedefleyen göçmenler için katlanılmaz bir hal almış durumda. Mültecilerin, Hırvat sınır polisi tarafından karşılaştığı şiddet olayları, sadece bireysel bir travma değil, aynı zamanda uluslararası insani hukuk ihlali olarak da dikkat çekmektedir. Özellikle fiziksel saldırıya uğrama ve zorla geri gönderilme gibi durumlar, bir insanlık dramına işaret etmektedir. Bu noktada, medya ve hak gruplarının rolleri büyük önem kazanmaktadır; çünkü yaşananlar, yalnızca yerel değil, uluslararası toplum tarafından da daha fazla görünür olmaya ihtiyaç duymaktadır.
Mültecilerin yaşadığı bu sıkıntılar, birçok insanın hayatındaki en zor dönemlerine işaret ediyor. Hırvat polisinin uyguladığı zorbalık ve istismar, göç yollarının tehlikesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bireylerin haklı taleplerini de göz ardı ediyor. Uluslararası toplumun bu duruma kayıtsız kalması; boşluklara, insanlık onurunu çiğneyen kötü muamele ve yasadışı geri itmelere neden olmaktadır. Mültecilerin hikayelerinin duyulması, sadece soğuk ve çorak sınır bölgelerinde değil, dünya genelinde insanlığın yüzleşmesi gereken bir gerçeği açığa çıkarmaktadır.
Yazıyı Paylaş


